Arama:

Etiket Bulutu







‘turist ömer’

Ahmet Kostarika

18.11.2010

ahmet_kostarika1

Ahmet Turgutlu (d. İstanbul, 1927 – ö. Sarıyer, 15 Haziran 1994)
Sinema afişlerine soyadıyla değil, lakabıyla yazılan, bakkal, polis, kötü adam, manav gibi üçüncü rollerle devleşen, Yeşilçam’a adını kazıyan Ahmet Kostarika..
Sanatçının “Kostarika Ahmet” şeklindeki lakabı zamanla gerçek adının yerini aldı. Birkaç filmi dışında jeneriklere ismi “Ahmet Kostarika” olarak yazıldı.
Memleketi Kastamonu’dur, ancak İstanbul’da doğup, büyümüştür. Bir çok filmde iyi insanları, bazen de hınzır esnaf rollerini oynamış, gerek rollerindeki başarısı gerekse kullandığı takma soyadı ile hafızalarımıza kazınmış bir oyuncudur.
İlk filmi 1961 tarihli “Tatlı Bela” dır. Unutulmaz bir rolü de “Turist Ömer Boğa Güreşçisi” filmindeki ispanyol mahpus rolüdür.

ahmet_kostarika22   ahmet_kostarika3   ahmet_kostarika9ahmet_kostarika8   ahmet_kostarika51   ahmet_kostarika61

Mualla Sürer

17.11.2010

muallasurer2

1902 yılında Nevşehir’de doğan ve film kostümleri dikerken, 1953 Hulki Saner’in teklifiyle film çevirmeye başlayan Mualla Sürer, hiç ummadığı bir şekilde sinemada başarıya imza attı ve Türk Sinemasının kilometre taşlarından biri haline geldi.
Bir tek göz süzüşü, bir dudak büküşüyle nice filme hayat katan ve Türk Sinema Tarihi’nde önemli bir yere sahip olan Mualla Sürer’in boşluğunu kimse dolduramadı.
Sert bir maarif müfettişi, yufka yürekli bir dadı, gözü genç erkeklerde bir şen dul, kurallarına bağlı, despot bir kız lisesi müdiresi, huysuz bir kayınvalide, duvak düşkünü evde kalmış yaşlı kız tiplemelerini üstlenir; açık sarı platin saçları, yüzündeki hoşnutsuz ifadeyle adeta perdede bir rüzgar gibi eserdi.
Çocuk kaçırır, cepçilik yapar, ama ille de Turist Ömer´den çok çekerdi.
Çoğu fotoroman tadındaki filmlerinden ilki 1953 yılında çevrilen Osman Seden’in yönettiği Öldüren Şehir’di. Ayhan Işık, Belgin Doruk, Nubar Terziyan, Kadir Savun ve Kenan Pars’la paylaşmıştı rolünü.
Son filmi ise 1976’da Perihan Savaş, Mahmut Hekimoğlu ve Aliye Rona ile oynadığı, senaryosunu Safa Önal’ın yazdığı Perişan isimli film oldu.
200’e yakın filmde rol aldı. Turist Ömer filmleri ve Vahi Öz’ün partneri denince akla gelen sanatçımız Mualla Sürer, “Horoz Nuri” rolünü oynayan tonton sanatçı Vahi Öz’ün ‘Bedia’ adıyla ya karısı, ya sevgilisi ya da belalısı olurdu.
Horoz Nuri’nin onu hep yüksek sesle ‘Bediaaa’ diye çağırması hiç unutulmaz.
Mualla Sürer, İstanbul’da tedavi görmekte olduğu hastanede, 21 Ekim 1976`da 74 yaşındayken kalp ve solunum yetmezliğinden öldü.

mualla_surer10   mualla_surer3   mualla_surer6   mualla_surer8   mualla_surer11   mualla_surer5

Sadri Alışık

17.11.2010

sadri_alisik11

5 Nisan 1925 yılında Paşabahçe’de dünyaya geldi Mehmet Sadrettin Alışık…Tüm aile büyüklerinin ve kardeşi Nevin’in onu Sadri diye çağırmaları nedeni ile, hayatının geri kalan kısmını da hep Sadri Alışık olarak geçirdi…

Çocukluk yıllarında Naşit Özcan Tiyatrosu’nu seyrettikten sonra başlayan tiyatro aşkı, okul piyeslerinde, Cağaloğlu Halk Evi’nde ve şimdiki adı Sadri Alışık Tiyatrosu olan Küçük Sahne’de devam etmiştir. Annesi Saffet Hanım ve Babası Rafet Kaptan’ın oyuncu olmasına karşı olmalarına rağmen, içinde ki bu oyunculuk aşkının sönmesine hiç izin vermemiştir… Ailesi de işin ciddiyetini anlamış ve oğullarına destek olmaya başlamışlardır…

İlk filmi ”Günahsızlar”ı 1946 yılında çeviren Sadri Alışık şöhret basamaklarını hızla çıkmaya başlamış ve canı kadar sevdiği tiyatrodan Yeşilçam’a adımını atmıştır… 1959 yılında çevrilen ” Yalnızlar Rıhtımı” adlı filmde 38 yıllık hayat arkadaşı Çolpan İlhan’a aşık olmuş ve aynı sene evlenmişlerdir… Küçük Sahne’deki tiyatro yıllarında çok yakın arkadaşı olan Çolpan İlhan hayatının en büyük aşkı olmuştur… Bu mutlu yuvaya çok zaman geçmeden bir kişi daha eklenir ve Alışık ailesinin oğulları Kerem Alışık dünyaya gelir… Evliliğin ve çocuğun verdiği sorumlulukla işine dört elle sarılmıştır ve ardı arkası kesilmeyen filmler çevirmiştir Sadri Alışık…

Nejat Saydam idaresinde çevrilen ve başrollerini Ayhan Işık ve Belgin Doruk ile paylaştığı ”Küçük Hanımefendi” serisi ile seyircinin dikkatini çekmiş ve sevgisini kazanmıştır… Ancak hiç şüphesiz ”Turist Ömer” tiplemesi Sadri Alışık’ın oyunculuk kariyerinin en önemli adımı olmuş ve sanat yaşamında yepyeni kapılar açmıştır… Ayhan Işık’ın başrolünü oynadığı ”Helal Olsun Ali Ağbi” filmi Turist Ömer serisinin başlangıcıdır… Bu filmde Ayhan Işık’ın Turist Ömer adlı bir arkadaşı vardır ve bu rol Sadri Alışık’a ısmarlama elbise gibi uymuştur.

Hulki Saner bu filmden sonra ”Ayşecik Çıtı Pıtı Kız” ve ”Ayşecik Cimcime Hanım” filmlerine de aynı tipi koymuştur… Dolayısıyla Erman-Saner firmasının en fazla iş yapan filmleri de 1963’te ” Sadri’li Filmler” olmuş, 1964’te ”Turist Ömer” adlı film ortaya çıkmıştır. Bu film Sadri Alışık’a yeni ufuklar açmıştır…

Turist Ömer’den sonra en çok konuşulan ve seyircinin en çok sevdiği karakterlerden biri de ”Ofsayt Osman”olmuştur. Osman Seden’in rejisörlüğünü yaptığı ”Şaka ile Karışık” filminde ortaya çıkan bu tip çok tutulmuş ve Sadri Alışık’ın en çok iş yapan filmlerinden biri de ” Şaka ile Karışık” olmuştur…

Sadece bunlar yüzünden değil Sadri Alışık’ın oyunculuk yönünden sergilediği başarı dolayısıyla da halkın hafızasına yerleşmiştir… Filmlerin ardı arkası kesilmez. Sadri Alışık herkesin çok sevdiği bir star olmuştur…

1966 yılında çevrilen ve Atıf Yılmaz’ın yönettiği ”Ah Güzel İstanbul” filmi de Sadri Alışık’ın en önemli filmlerinden biridir. Jön ve kötü adam tiplemelerinden sonra komedi ve dram filmlerinde oynayan Sadri Alışık dört dörtlük bir sanatçı olmuştur…

Avare filminden sonra sesinin güzelliği keşfedilen sanatçı, 45’lik plaklar doldurmuştur, seyircinin ısrarı ve gazino patronları tarafından Sadri Alışık show dünyasına da adım atmıştır… Turist Ömer tipini sahnede de şarkı söyleyerek ve espri yaparak devam ettirmiş ve halkın ilgi odağı olmuştur… bunun yanı sıra ağırlıklı olarak İstanbul için yazdığı şiirlerinin toplandığı bir kitabı da vardır… Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde de okuyan Sadri Alışık çok güzel yağlı boya ve kara kalem tablolara da imza atmıştır…

Ayhan Işık ile olan dostluğu, aile yaşantısı ve kişiliği ile herzaman Türk Halkına örnek olmuş gerçek bir sanatçıdır Sadri Alışık… Sanat yaşamı boyunca aile yaşantısından ve karakterinden asla taviz vermemiş bir çınardır…Türk Sineması’nda bir ekol, bir fenomendir…

Hayatta ki en sevdiği dostlarından biri olan içki, bir gün ona ihanet edecek ve ölüm döşeğine getirecektir… O dönemin Cumhurbaşkanı olan merhum Turgut Özal’ın yardımıyla Amerika’ya giden ve ”Mucize Eller” lakaplı Münci Kalayoğlu tarafından ameliyat edilen altmış beş yaşındaki Sadri Alışık Chicago’lu otuz yaşında ki bir gencin karaciğerini taşır… 1994 yılında son filmi olan Yavuz Özkan’ın yönettiği Yengeç Sepet’i filminde oynar ve Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alır…

1995 yılının 18 Mart’ında yetmiş yaşında iken, ailesine, sevenlerine, canı kadar sevdiği İstanbul’una ve sinemasına veda eder.

kaynak : sakm.net

sadri_alisik3   sadri_alisik9   sadri_alisik7sadri_alisik10   sadri_alisik5   sadri_alisik6

Suzan Avcı

17.11.2010

suzan_avci5

1935’te Bursa’da doğan Suzan Avcı, Bursa’ya göç eden bir ailenin kızı. Annesi Kırımlı, babası ise Kazanlı; yani tam bir Tatar kızı. Babası Yusuf 40 yaşında sirozdan öldüğünde Suzan henüz 6 yaşındadır. Suzan okulu bitirir bitmez aile İstanbul’a yerleşir. Suzan da annesiyle bir tekstil atölyesinde çalışmaya başlar. Anne ve kızı diğer iki kız kardeşe bakabilmek için gece ve gündüz vardiyasında çalışırlar.
13 yaşındayken Yıldız Dergisi’nin düzenlediği bir yarışmaya başvurur. Yarışma ödülü Metin Erksan’ın bir filminde oynamaktır. Kazandığı halde annesi filmde oynamasına engel olur. 15 yaşındayken Alp Akşiray ile tanışır. Evlenebilmek için yaşını büyütmesi gerekir. Annesiyle birlikte mahkemeye gider. Artık 18 yaşındadır. Bir yılbaşı günü, Suzan ve Alp Akşiray evlenir ve İzmir’e yerleşirler. Alp’in ailesi Suzan’ı ”yuva yıkan kadın” olduğu için hiç sevmez. Ta ki, torunları Mete doğana kadar.
Suzan evlenmiş, çocuğu olmuş ama aklı hálá İstanbul’da ve sinemada kalmıştır. Yıldız Mecmuası’nın bir sinema güzeli yarışması düzenlediğini görür. Oğlunu kucakladığı gibi iki valizle birlikte İstanbul’a annesinin yanına döner. Annesi de artık Suzan’a laf geçiremeyeceğini anladığı için sesini çıkarmaz. Suzan yarışmaya katılır. Leyla Sayar birinci, Pervin Par ikinci, Suzan ise üçüncü olmuştur. Havalara uçar, herkesin ona ”Şu filmde oyna, bu filmde oyna” diyeceğini sanır. Ama öyle olmaz. Bir, iki gazete röportajı yapılır o kadar. Ama onun beklemek için ne sabrı ne de parası vardır. “Sinema olmuyorsa tiyatroya gireyim” der ve Muammer Karaca Tiyatrosu’na başvurur, hemen kabul edilir. Üç ay boyunca küçük rollerde oynar. Toto Karaca’nın tiyatrosunda metres rolünü oynadığı bir sırada, tiyatrodan arkadaşı Alev Sururi, “Gel seni sarışın yapalım” der. O zamanlar Kim Novak modası vardır. Kuaförden çıkıldığında Suzan başka bir kadın olmuştur. Suzan Avcı efsanesinin başlamasına çok az kalmıştır. Daha önce Suzan’ı fark etmeyenler etrafında pervanedir.
Sinema teklifleri arka arkaya gelir. Beş tane iyi kız rolünde oynamıştır ama o bu role bir türlü ısınamamıştır. Çünkü Neriman Köksal dövüşmekte, kırmakta, dökmektedir. İyi kız olursa Neriman Köksal’ın yerini nasıl alacaktır?
1962, Suzan Avcı’nın yılı olur. “Şehvet Uçurumları” filmiyle patlar. 1966’da Türk sinemasının kültlerinden Turist Ömer’in çekimleri Almanya’da yapılacaktır. Sadri Alışık’ın rol arkadaşı Sevda Ferdağ olacaktır ama Ferdağ’ın sevgilisi Tamer Yiğit onun Almanya’ya gitmesine izin vermez. Yapımcılar yana yakıla onun yerine oynatacakları birini arar, sonunda Suzan Avcı’ya hemen Almanya’ya gelmesini teklif ederler. Suzan’ın Almanya’ya gitmesi, ikinci evliliğinin de başlangıcı olur. Turist Ömer’in senaristi Erdoğan Tünaş ile üç yıl sürecek bir flörte başlarlar. 1970 yılında evlenirler ve bir yıl sonra da kızları Binnaz doğar. Sinema sanatçılarının 3-5 şarkı ezberleyip sahneye çıktığı dönemdir o yıllar. Suzan Avcı da 10 şarkı ezberler ve Lunapark Gazinosu’nda sahneye çıkar.

Suzan Avcı, Türk sinemasının “iyi kadın” ın karşısında hep ezilen, ikinci plana itilen, kimi zaman da sadece iyi kadının rolünü daha verimli kılmak için devreye sokulan ikinci oyuncuların, aslında başroldeki iyi kadınlar kadar önemli olduğunu oyunculuk gücüyle kanıtlamış, kendine özgü oyunculuk tarzı yaratmıştır. “Vamp kadın” imgesiyle filmlerinde, iyi kadınların dikensiz gül bahçesi olan hayatlarında, bir diken gibi duran sarışın, kötü” ama “cazibeli oyuncusudur.

kaynak : hürriyet.com.tr

suzan_avci7   suzan_avci6   suzan_avci2suzan_avci14   suzan_avci9   suzan_avci51