Arama:

Etiket Bulutu







‘üvey ana’

Bedia Muvahhit

18.11.2010

bedia_muvahhit1

Cumhuriyetin ilanına birkaç ay var. Sıcak bir İzmir yazı. Yıl 1923… Yakılıp yıkılan bir kent yeniden onarılıyor, yaralar sarılıyor. Korku ve acı dolu yıllarda örselenmiş yüreklere umut aşılamak için tiyatro iyi gelir diye düşünülmüş: Darülbedayi sanatçıları İzmir’de. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal de…
Uşakizade Muharrem Bey’in evinde kalan Mustafa Kemal’i ziyarete giden Darülbedayi sanatçıları, onun “Türk kadını sahneye çıkmalı. Bu sahnemiz için elzemdir” sözleri üzerine, toplulukla turneyi düzenleyen oyuncu Ahmet Refet Muvahhit’in eşi Bedia Hanım’ı sahneye çıkarırlar. Oyunun adı “Ceza Kanunu”. Tarih, 11 Ağustos 1923… İbnürrefik Ahmet Nuri’nin Georges Courteline’den çevirerek uyarladığı bu oyun, sürekli sahnede kalan ilk Türk kadınını tanıttı bizlere. Vasfi Rıza Zobu, bu olayı anılarında şöyle değerlendiriyordu: “Davayı kazanmış Müslüman Türk kadını, imtihanını muvaffakiyetle vermiş ve böylece Türk sahnesine ‘irade-i Milliye’ ile yerleşip sahip olmuştu.”

Sahneye ilk adım atılan bu tarihten, 1975 yılında emekli oluncaya kadar, sahneden hiç inmeyen Bedia Muvahhit, yalnız oyuncu olarak değil, oyun yazarlığı, çevirmenliğiyle de tiyatromuza hizmet verdi. Sinemayı da unutmamalı. 1923’te “Ateşten Gömlek” filmiyle beyaz perdede farklı bir izleyici kitlesinin önüne çıkan sanatçı, “İstanbul Sokakları”nda, “Karım Beni Aldatırsa”, “Söz Bir Allah Bir”, “Beklenen Şarkı”, “Paydos”, “Bir Gecelik Gelin”, “Bozuk Düzen”, “Şoförün Kızı”, “Sokak Kızı”, “Ateşli Çingene”, “Son Mektup”, “Lekeli Melek”, “Sevinç Gözyaşları”, “Manyaklar Köşkü”, “İstanbul Kaldırımları”, “Barut Fıçısı”, “Çapkınlar”, “Gülmeyen Yüzler”, “Hep O Şarkı”, “Yaşlı Gözler”, “Üvey Ana”, “Zehirli Hayat”, “Bizim Kız” gibi filmlerde beğeni kazanan roller oynadı.

Bedia Muvahhit, 1897 yılında İstanbul’da doğdu. Babası, İstinaf Mahkemesi Müddeiumumisi Şekip Bey, annesi Refika Hanım’dı. Çocuk yaşta, Rumca ve Fransızca öğrenen sanatçı, Büyükada’daki Saint Antoine’da başlayan öğrenimini, Terakki Mektebi ve Notre Dame de Sion’da tamamladı. Türkiye’de yeni kurulan Telefon Şirketi’ne alınan ilk Türk kadınları arasında yer alan Muvahhit, Erenköy Kız Lisesi’nde Fransızca öğretmenliği de yaptı. O günlerde, Darülbedayi sahnesinde izlediği bir oyun sonrası imzalı resmini istediği Ahmet Refet Muvahhit’le 1921 yılında evlendi. Eşinin ölümünden sonra, ikinci evliliğini 1933 yılında Şehir Tiyatroları’nda besteci ve piyanist olarak çalışan Avusturyalı Friedrich Von Statzer ile yaptı. Evliliği 18 yıl sürdü… Sanatçı 1950 ve 1973 yıllarında iki kez jübile yaptı; 1980 yılında Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi’ni hazırladı. 1981 yılında Atatürk Sanat Armağanı’na layık görüldü, 1987 yılında ise Devlet Sanatçısı oldu. 1988 yılında İstanbul Sinema Günleri Jürisi sanatçıya Altın Lâle Ödülü verdi.

Tiyatromuzun başarılı bir kadın oyuncusu olduğu kadar, birikimi ve dünyaya bakışıyla da örnek bir kişiliği olan Bedia Muvahhit, bir ev kazası sonrası kaldırıldığı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 20 Ocak 1994 günü yaşama gözlerini yumdu. Dört gün sonra da, Beyoğlu’ndaki Küçük Sahne Binası içindeki sahneye adı verildi. Bir de, Türk Kadınlar Birliği onun adını yaşatmak için, sahnelerimizde, “İlk önemli rolünü” oynayan genç kadın oyunculara her yıl ödül vermekte.

bedia_muvahhit8   bedia_muvahhit5jpg1   bedia_muvahhit4bedia_muvahhit3   bedia_muvahhit6   bedia_muvahhit2

Fatma Karanfil

18.11.2010

fatma_karanfil0

1952 yılında Eskişehir’de doğan oyuncu, 1967-69 yılları arasında LCC(Language and Culture Center) Tiyatro okulu’nda okudu. Tiyatro eğitimi boyunca büyük ustalar Muhsin Ertuğrul, Haldun Taner, Nurettin Sevin, Beklan Algan, Ayla Algan ‘dan dersler aldı.
1968 de Ses Dergisi Artist yarışmasında 3 ncü olup sinemaya başladı. 1968-72 yılları arasında Türk Sineması’nda 100 civarı Türk filmi ve ortak yapım filmlerde oynadı. 1972 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü, Üvey Ana ile aldı.
1975 yılında Ali Kocatepe ile evlenen sanatçı 1980 yılında bu evliliği noktaladı.
1977-80 yılları arasında tekstil işini seçip, bu konularda Londra’da aldığı eğitimden sonra iş kadını olarak açtığı butiklerle ilgilendi. 1984 yılında 2. evliliğini yaptı. 2001 yılında televizyon film ve dizilerinde oynamaya başladı.

fatma_karanfil2   fatma_karanfil3   fatma_karanfil1fatma_karanfil5   fatma_karanfil7   fatma_karanfil8

Murat Soydan

17.11.2010

murat_soydan7

Gerçek adı Rüjdan Tercan’dır. 1940 yılında Lüleburgaz’da doğan sanatçı, ilk ve orta okulu Lüleburgaz’da, liseyi Edirne Ticaret Lisesinde bitirdi. Üniversite için İstanbul’a geldi. İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nde okurken bir yandan da İstanbul Belediye Konservatuarı Türk Musikisi bölümünü bitirdi.

1966 yılında, Perde Dergisi tarafından yapılan yarışmada Tanju Korel ile birlikte yüz güzeli seçildi.
Sinema hayatına aynı yıl Nejat Saydam’ın çektiği Kolsuz Kahraman’la başladı. Filmin kadrosunda Cüneyt Arkın, Fatma Girik ve Suzan Avcı da vardır.
1970’li yılların “Jön” oyuncularından olan Murat Soydan, birçok filmde Türkan Şoray ve Hülya Koçyiğit’le başrolü paylaşmıştır.
1972 Antalya Altın Portakal Film Festivali’inde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü “Üvey Ana” ile aldı.

Bir dönem Sinema Oyuncuları Derneği (SODER) ‘nin başkanlığını da yapan sanatçı, TV dizilerinde de oynamaktadır.

 

 
murat_soydan32   murat_soydan4   murat_soydan10murat_soydan51   murat_soydan6   murat_soydan1

Nevin Nuray

17.11.2010

nevin_nuray1

10 Temmuz 1946’da Eskişehir’de doğan Nevin Nuray, İstanbul Işık Lisesi ve Levent Koleji’nde okudu. Sinema oyunculuğuna 1965’te “Melek Yüzlü Caniler” filmiyle başladı ve 1979 yılına kadar oyunculuğunu sürdürdü.

Çok sayıda filmde irili ufaklı roller oynarken, seksapeli ile seyircinin ilgisini çeken oyuncular arasında yer aldı. Bu nedenle bir çok filminde jönü ayartan vamp kadın rolleri oynadı.

Önemli Filmleri, On Korkusuz Kadın – Ölmeyen Aşk – Hırçın Kadın – Üvey Ana – Kutu – Sev Doya Doya – Hoppala – Battal Gazi’nin Oğlu ‘dur.

 

nevin_nuray6   nevin_nuray4   nevin_nuray2

Zeynep Aksu

16.11.2010

zeynep_aksu5

Dönemin tanınan iş adamlarından Cudi Demiroğlu’nun kızı olarak, Füsun Demiroğlu adıyla dünyaya gelen Aksu, annesiyle babası ayrıldıktan sonra babasıyla yaşamaya başlamış. İlk ve Ortaokulu Işık Lisesinde okuduktan sonra, çok tutucu olan babasının isteği üzerine liseye Kadıköy Kız Kolejinde devam etmiş. Üniversiteyi İsviçre’de okutmak için söz veren babasının, sözünden vazgeçmesi üzerine, babasını kızdırmak için 1968 yılında Hürriyet Gazetesi’nin açtığı güzellik yarışmasına katılıp, 16 yaşındayken girdiği yarışmada “Sinema Güzeli” seçilmiş. Önceleri, “Bana bir tüfek bulun, bu kızı öldüreceğim” diyen, sonra vazgeçip ilişkisini kesmekle yetinen babası, kotrasıyla akdeniz sahillerini dolaşmaya çıkmış. Füsun ise beş parasız bir “Sinema Güzeli” olarak Yeşilçamın tam ortasına düşmüş.

Sinemada Zeynep Aksu adını kullanmış. İlk film, “Namus Borcu”, Cüneyt Arkın’la oynamış. Sonra arka arkaya gelmiş filmler. Üçbüçük yıla tam 33 film sığdırmış. Bambaşka bir dünyanın kapıları kendine açılırken, endişesini içinden atamamış. Gerçek kimliğini, en kayda değer yanları olan neşeyi ve sıcaklığı gizlemek zorunda hissetmiş. O kadar ki, iş arkadaşları ona “ayserg” adını takmışlar. Kendi tuttuğu evde yaşamaya başlamış. Gece hayatı hiç olmamış, hiç kimseyle sıcak bir diyalog kurmamış, kendi elleriyle ördüğü bir ağın içine hapsetmiş kendini.

Bir gün babası telefon edip “Eve dönmeyi istermisin?” diye sormuş. Herşeyi bırakıp babasının kollarına koşmuş: iyi kız olmanın bütün şartlarına uymayı taahhüt ederek! Sinema serüvenini yani filmlerini, afişlerini, gazete kesiklerini, üçbuçuk yıllık bütün hatıralarını yanına alıp babasıyla birlikte Büyükada’daki evlerine gitmek üzere yola çıkmışlar. Motorun arkasına oturmuş ve bütün o hatıraları, resimleri, afişleri yırtarak denize atmış. Motor Büyükada’ya yanaştığında o hayattan tek bir iz bile kalmamış.

Zeynep Aksu, kısa bir dönem filmlerde oynamasına rağmen, oynadığı başrollerle akıllarda yer etti. O dönemde basın tarafından Türkan Şoray’a rakip gösterildi. 1972’de “Üvey Ana” filmindeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivalinde En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü kazandı.

Ayfer Tunç
Cafe Pazar 1996

zeynep_aksu3   zeynep_aksu1   zeynep_aksu4zeynep_aksu6   zeynep_aksu8   zeynep_aksu10