Arama:

Etiket Bulutu







‘vurgun’

Nukhet Egeli

17.11.2010

nukhet_egeli1

1954 yılında İstanbul’da doğan Nükhet Egeli, İstanbul İtalyan Lisesini bitirdikten sonra LCC’de mankenlik, İngilizce, tiyatro eğitimleri gördü. Ses dergisi kapak yıldızı yarışmasına katıldı. Saklambaç Gazetesi yarışmasında ikinci oldu. Sinemaya adım attığında, ilk filmini Yılmaz Güney’le çevirdi. Önemli filmleri arasında, Donanma Kamil, Sevimli Haydut, Ecel Tarlası, Hayat Cehennemi, Vurgun, Delicesine, Sihirli Gözlük, Yaktın Beni Dünya, Ağlama Yarim sayılabilir.

Evli, bir çocuk sahibi sanatçı, Yoğun olarak 70’li yılların başında çevirdiği filmlerden sonra şimdilerde seyrek olarak sinema ve dizi film çevirmeye devam etmektedir.

nukhet_egeli4   nukhet_egeli5   nukhet_egeli6

“Vurgun Yemek” nedir?

28.06.2010

dalgic

Su yüzeyinde içinde bulunduğumuz havadan dolayı 1 atm’lik bir basınç içinde bulunuruz. Sualtında da her 10 metrede 1 atm’lik basınç vardır. Su yüzeyinde maruz kaldığımız 1 atm lik basınç da eklendiğinde, dalış yapıldığında her on metrede 1 atm lik basınç artışı olur.

Havadaki en yuksek oranda (%78) bulunan Azotgazı, dalış sırasında basınç altında ve zamana da bağlı olarak solunduğu vakit sıvılaşarak kana karışır. Bu gaz, oksijen gibi kullanılan bir gaz olmayıp, atıl durumdadır. Dalıştan çıkarken bu gazın yeniden solunum yoluyla atılmasına zaman tanımak gerekir. Bu yüzden dalgıçlar çıkışlarını yavaş yavaş (10 m/dk. hızda – son 10 m. 6 m/dk.) yaparlar.

Süratle çıkış yapan bir dalgıcın kanındaki azot, ani basınç değişimiyle gaz haline dönüşür. Bunu çalkalanmış bir kola şişesini hızlıca acarsak kolanın kopürmesine benzetebiliriz. Gaz haline dönüşmüş azot molekülleri bir araya gelerek eklemlerde, damarlarda ve hayati organlarımızda (kalp/beyin vb.) tıkanıklıklara sebep olurlar. Bu tıkanıklıklar, hastalığın şiddetine göre ağrı, felç, ölüme kadar sonuçlar oluşturabilir.

Çıkış hızı kadar, gazın çözünme süresi de önemlidir. Belirli derinliklerde belirli sürelerin aşılmaması halinde ve çıkış hızına dikkat edildiğinde vurgun ya da bilimsel deyimle dekompresyon hastalığı riski yoktur. Dalgıçlar bu süreleri belirleyebilmek için dalış planlaması yaparlar ve bu planlamalarda bir takım derinlik/zaman limiti karşılaştırmalarını gösteren dalış tabloları kullanırlar. Bu tablolarda hangi derinlikte ne kadar kalınabileceğinin ve vücuttaki azot birikiminin belirlenmesine, tekrarlı dalışların planlanmasına olanak verir. Yakın zamanlarda kullanılmaya başlayan gelişmiş dalış bilgisayarları bu hesaplamaları otomatik olarak yaparlar ve dalgıca suda daha ne kadar kalabilecegini gösterir.

Vurgun ya da dekompresyon hastalığına yakalanmış kişiler en kısa sürede bir basınç odasına yetiştirilmeli ve burada rekompresyon tedavisi uygulanmalıdır. Mutlak suretle bir sualtı hekiminin görüşü alınmalı, ancak kazazede basınç odasına yetiştirilene kadar, ihtiyaç varsa temel ilkyardım müdahalesi yapılmalı ve saf oksijen solutulmalıdır.

Dalgıçların korkulu rüyası olan dekompresyon hastalığı ya da vurgun, çok temel dalış kurallarına uyulması ve güvenlik limitlerinin aşılmaması halinde hiçbir şekilde bir tehlike oluşturmaz.

Vurgun yemek nasıl oluyor?

25.12.2009

dalgic

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.
Deniz seviyesinde hava basıncı 1 atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç 1 atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç mislidir. Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir. Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar. Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar. Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir. Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına `yüzeye gelen en küçük bir hava kabarcığından daha hızlı çıkma` şeklinde öğretirler.