Arama:

Etiket Bulutu







‘yılanların öcü’

Ali Şen

18.11.2010

ali_sen8

Türk sinemasının efsane oyuncularından olan sanatçı, 1918 yılında Adana’da doğdu ve ilk kez Adana Halkevi’nde sahneye çıktı. 1944 – 1946 yılları arasında gezginci Sadi Tek Tiyatro’sunda oynadı. 1950’lerin başında İstanbul’a yerleşti.
Kameralar karşısında ilk rolünü 1954 yılında Turgut Demirağ’ın filmi “Ahretten Gelen Adam” filmi ile oynadı.
Aynı zamanda kendisi gibi sinema sanatçısı Şener Şen’in babası olan Ali Şen, komediden drama bir çok eserde rol almış, 300 kadar sinema filminde oynamıştır.
Uzun sanat yaşamı boyunca ilginç karakter rolleriyle geniş izleyici kitleleri tarafından benimsendi.
Özellikle “Yılanların Öcü” (1962) filminde canlandırdığı muhtar ve “Vurun Kahpeye” (1964) filminde canlandırdığı Hacı Fettah tiplemeleriyle unutulmazlar arasına girdi.
Komedi filmlerinden romantik filmlere her tür filmde rol alan oyuncu, rolünün hakkını vererek oynamış, ‘İyi kalpli babacan adam’ kadar ‘Kötü adam’ ı da başarıyla canlandırmıştır.
Türk sinema izleyicisinin kalplerinde yer eden Ali Şen, 15 Aralık 1989 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sonucu vefat etti.

 

ali_sen7   ali_sen11   ali_sen1ali_sen101   ali_sen52   ali_sen22

Aliye Rona

18.11.2010

aliye_rona

1921’de doğmuş Aliye Rona. Tam 10 kardeşmişler. Ama hiçbir zaman 10 kardeş bir araya gelememiş. Çocukluğu, Suriye’nin güney sınırında Dera adında bir kasabada geçmiş. Bu şirin kasabanın ortasından da bir ırmak akarmış, ırmağın kirli sularında kayık yüzdürür, taş kaydırırmış.
On kardeşin onu da sanatla uğraşmış ama ağabeyi Avni Dilligil’le kendisinden başkası, bir zevk olarak başladıkları sanatlarını bırakmışlar.
1930’ların sonlarında Kadıköy Halkevi’nde amatör olarak başlamış tiyatro oyunculuğuna. Ulvi Uraz, Avni Dilligil ve Arena tiyatrolarında sahneye çıkmış ve daha sonra İzmir Şehir Tiyatrosu’nda birlikte çalıştığı Zihni Rona ile evlenmiş.
10 yıl tiyatro oyunculuğundan sonra sinemaya geçmiş Aliye Rona. Ve 1947’de Ferdi Tayfur’un yönetmenliğini yaptığı “Kerimin Çilesi” ilk filmiydi.
“Mahallenin Namusu” filmindeki rolüyle de “En Beğenilen Karakter Oyuncusu” ödülü olarak tunçtan bir kadın heykeli vermişler kendisine.
“Şimdi bu heykel sadece ceviz kırmaya yarıyor” demiş Aliye Rona.

Türk sinemasının en belirgin kadın yüzlerinden ve aslında etken bir karakter olarak sanırım bu anlamda tek kadın yüzlerinden biridir. Çoğunlukla kötümser bir hava yayan yapısı ile bu filmlerin bir numaralı, etkileyici, çok ihtimalle kötü ama güçlü kadın rollerini, başarılı bir şekilde oynamış bir kadın oyuncudur.  Bu üstlendiği rollerde yıllarca çok başarı oldu ve yeri hiçbir zaman doldurulamadı. Aliye Rona her rolü başarı ile oynayabilen gerçek bir oyuncuydu. Sanat hayatı boyunca 204 filmde rol aldı.
Ömrünün son günlerinde Pendik’te bulunan bir huzur evinde kalıyordu.
Yine, bu huzur evinde yaşanan sağlık ve şiddet olayları televizyonda gündeme gelmiş ve Aliye Rona bu huzur evinde çok kötü bir halde bulunmuştu.
Rona, 29 Ağustos 1996 yılında aramızdan ayrıldı.

aliye_rona1   aliye_rona31   aliye_rona4aliye_rona21   aliye_rona3   aliye_rona5

Erdal Özyağcılar

18.11.2010

erdal_ozyagcilar3

Üç kardeşin en büyüğü olan sanatçı, 1948 yılında Bursa-Setbaşı’nda iki katlı müstakil bir evde doğmuş. Annesinin adı Şükrüye, babasının Talat Özyağcılar. Babasının deri fabrikası varmış. Yaşıtları kara önlükler giyerken, Türkiye’nin ilk özel ilkokulu İhsan Çızakça’da 12 kişilik sınıflarda, şortlu, şapkalı özel kıyafetlerle okumuş.
1950’ler için çok büyük bir şans olduğunu söyleyen sanatçı, o yaşta dans dersleri almış, ingilizce öğrenmiş.
Lise yılları sanatla yakın dostluk kurduğu bir dönem olur. Her ne kadar kafayı artık tiyatroya taksa da dersleri fena değildir Özyağcılar’ın. Lise bittiğinde, her ne kadar tiyatroya kabiliyeti olsa da kendi tabiriyle “bu işi yapabileceğinin emniyetini” içinde bulamayan Özyağcılar, bir akrabasının “Konuşkansın, seni avukat yapalım” sözüyle hukuk fakültesini kazanıp İstanbul’a gelir. Ama çok geçmeden “içinde biriktirdiği şimşek” açığa çıkar. Bir senelik hukuk macerasından sonra tiyatro okumak istediğini fark eder ve gider babasından icazet alır.
Babası “Peki oğlum” der ama ekler: “‘İleride para kazanırsan, derici esnafının piri, Karagöz’le Hacivat’ın yaratıcısı Şeyh Küşteri Hazretleri’nin Bursa Atatürk Caddesi’ndeki mezarını düzenle, restore et.’ Bu sözler artık baba vasiyeti olmuştur sanatçımız için.

Erdal Özyağcılar, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın sınavına girer ve kazanır. Aradığı büyük aşkı, sonradan eşi olacak Güzin Hanım’ı da konservatuar yıllarında tanır. Konservatuar bittiğinde Yıldız Kenter’in gözde öğrencilerinden olan Güzin Hanım, oyunculuk eğitimini pekiştirmek için Londra’ya gider. Yıldız Kenter’in ablasının evinde kalıp özel kurslara devam eder. Aşkın en büyüğünü yaşamayı şiar edinmiş Özyağcılar da Londra’nın yolunu tutar. Garsonluk yapar. Küçük bir oda tutup, bir yandan tiyatro kursuna giderler bir yandan da haftada en az üç, dört oyun seyrederler.
Londra dönüşü evlenen Erdal-Güzin çifti kelimenin her anlamıyla birbirlerine “yoldaş”lık eder. Darbe alarmının acı acı çaldığı 70’lerin sonunda, 20 kişiyle birlikte “komünist’ suçlamasıyla; 80’lerin ortalarına doğru geri alınmak üzere Şehir Tiyatroları’ndan atılırlar. Bu sıkıntılı dönemde şansı sinemadan yana açılır Özyağcılar’ın. Sinemada bir ekol olan Ertem Eğilmez okulu girer hayatına.

Kemal Sunal’lı, Şener Şen’li, Adile Naşit’li; Kibar Feyzo’ların, Şabaniye’lerin, Namuslu’ların, Postacı Lütfü’lerin, Züğürt Ağa’ların başarılı karakter oyuncusu olarak Türk izleyicisinin hafızasında yer eden filmlere ardı ardına imza atma dönemi başlamıştır. Bu filmlerde adeta ruhuna giydiği rollerle en doğru pasları verir, başrol oyuncusuna ise sadece golü atmak kalır!

Yılanların Öcü filminde Haceli’ydi, Züğürt Ağa’da Kekeç Salman. Bizimkiler ile dizi dünyasına bir girdi pir girdi; Şehnaz Tango, Yabancı Damat derken, 1890’ların siyasi fonunda geçen, tamamı Makedonya’da çekilen atv dizisi Elveda Rumeli’de “çilesi diline vurmuş” Sütçü Ramiz karakteriyle ekranı şenlendirdi.
60’ına merdiven dayayan usta oyuncu Erdal Özyağcılar’ın, yaşam enerjisinin altında, çocuk neşesi ve heyecanını muhafaza etmesi yatıyor.

erdal_ozyagcilar8   erdal_ozyagcilar81   erdal_ozyagcilar2erdal_ozyagcilar6   erdal_ozyagcilar1   erdal_ozyagcilar4

Fikret Hakan

18.11.2010

fikret_hakan5

23 Nisan 1934’te Balıkesir’de dünyaya geldi. Bumin Gaffar Çıtanak olan adını sinemaya başlayınca değiştirdi. Annesi ile son durağın İstanbul olacağı bir Anadolu turundan sonra (Bursa, Eskişehir) edebiyata olan ilgisi sayesinde gazeteciliğe başladı. 1952 yılında Abdi İpekçi’nin yazı işleri müdürlüğünü yaptığı İstanbul Ekspres gazetesinde öyküleri yayımlandı. Ses Tiyatrosu’nda Üç Güvercin Opereti’nde palyaço olarak sahneye çıktığında daha 16 yaşındadır. Fikret Hakan, oyunculuk konusunda kendisini geliştirmeye çalışırken; tiyatro dışında sinemanın da imkânlar sunacağının farkına varmıştır. Yaş olarak daha 20’lerine gelmemiş bir gencin hevesli çabaları yansımalarını bulmakta gecikmeyecektir.

Kendi tanımlamasıyla üç sıçrayış yapar: “Bab-ı âli’ye, Pera’ya, sonra da sinemaya.” Fikret Hakan bu üçlü sıçrayış serüveninde 204 film, 28 televizyon dizisi, 3 şiir, 2 hikâye, bir araştırma kitabı ve 1 roman ile entelektüel yönden en donanımlı Türk oyuncularından biri olarak öne çıkmıştır. Fikret Hakan hem yıldız olarak, hem de karakter oyunculuğu ile her zaman var olmayı başarması açısından, Türk Sinema Tarihi’nde kendine özel bir kariyer oluşturmuştur. Aktör, “Hollywood star sistemi”nde uygulandığı gibi bir yıldız projesi değildir. Ancak dış görünüşü ve karizması ile sinemaya uygun bir aura’ya sahiptir. Köy delikanlısı, kent ezilmişi ya da zengin işadamı gibi geniş bir yelpazede, farklı rollerde seyirci karşısına çıkmıştır. Kendisine yapıştırılan bir “yıldız imgesi” yoktur. Ancak güç rollerin aranan oyuncusu olmuştur. Türk Sinemasının toplumsal gerçekçilik döneminin önemli filmlerinin birçoğunda Fikret Hakan başroldedir. Fikret Hakan’ın oyunculuk kariyeri 1952 tarihli Köprüaltı Çocukları ile başlar. Bu filmin öncesinde 1950’de tiyatro ile tanışır. Ses Tiyatrosu, Çığır Sahne, Cep Tiyatrosu, Küçük Sahne, Oraloğlu Saat 6 Tiyatrosu, kurucusu olduğu Sahne 8 ve Fikret Hakan Tiyatrosu gibi tiyatrolarda 1980’lerin sonuna kadar sahneye çıkar. Fikret Hakan’ın asıl çıkışı, 13’ü uğurlu rakamı olarak belirlemesine yol açan, 1955 tarihli, 13. filmi olan “Beyaz Mendil”dir.

Sinema oyunculuğunun yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde öykü ve şiirler yazmaya devam eden Fikret Hakan, daha sonra öykülerini Tellâk Ali kitabında bir araya getirdi. Ayrıca; İnce Müzikli Otobüsler, İmbikli Duvar ve Siyah Işık (toplu şiirler) isimli şiir kitapları, Hamalın Uşakları ve Joe Brico Masumdur (toplu öyküler) isimli iki hikâye kitabı, henüz yayımlanmamış Günahkârlar Rıhtımı adlı bir romanı Türk Sinema Tarihi adlı bir araştırma-inceleme kitabı bulunmaktadır.

1965’de 2. Antalya Film Festivali’nde Keşanlı Ali Destanı ile, l. İzmir Film Şenliği’nde yine aynı filmiyle, 1968’deki 5. Antalya Film Festivali’nde Ölüm Tarlası’yla, 1971’deki 8. Antalya Film Festivali’nde Hasret’le En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı. Ayrıca 1993’teki 30. Antalya Film Festivali’nde Yalancı’yla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü ve aynı yıl Adana Film Festivali’nde aynı film ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu armağanını aldı. 1994’te Çasod En İyi Oyuncu Armağanını Gerilla filmi ile kazandı. 1995’te 7. İzmir Uluslararası Film Festivali’nde sinemaya katkılarından dolayı Altın Artemis Ödülüne layık görüldü. Ayrıca 2002’de Ankara Sinematek Derneği Siyad (Sinema Yazarları Derneği), 2005’te Sadri Alışık Vakfı ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından onur ödülleri verildi. 1984’te Tercüman Gazetesi’nin En İyi Erkek Tiyatro Oyuncusu ödülünü Zorba ile aldı. Ayrıca oyuncuya 1998 yılında Devlet Sanatçısı ünvanı verildi. 2009 yılında Türk Sinemasına film oyuncusu ve yönetmen olarak hizmet vermesinin yanında, tiyatro ve edebiyat alanına yazar, şair, senarist, eleştirmen; basın dünyasına gazeteci, eğitim dünyasına öğretim elemanı olarak önemli katkıları ve sanatçılığı ile de Türk insanının kalbinde taht kurması nedeniyle Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Karşılaştırmalı Edebiyat Ana Bilim Dalı’nda fahri doktora derecesi aldı. Fikret Hakan sinemada; saf, temiz, çoğunlukla kıstırılmış Anadolu insanını başarıyla canlandırdı.

Çevirdiği 204 filmi arasında başlıcaları şunlardır: Beyaz Mendil, Ak Altın, Gelinin Muradı, Kamelyalı Kadın, Dokuz Dağın Efesi, Üç Arkadaş, Yılanların Öcü, Karanlıkta Uyananlar, Keşanlı Ali Destanı, Bitmeyen Yol, Buzlar Çözülmeden, Ölüm Tarlası, Murad’ın Türküsü, Toprağın Kanı, Paralı Askerler, Köprü, Sürgün, Demiryolu, Toprağın Teri, Yalancı, Gerilla, Eğreti Gelin ve Umut. Fikret Hakan en fazla çizgi üstü, düzeyli filmde oynayan oyuncu olarak tarihe geçti. Dönemin işçisinin, göçerinin, mülkiyet konusunda ezilen köylüsünün yüzü oldu. 1950’lerde yeni olgunlaşmaya başlayan ve adını alan Türk Sinemasının, Yeşilçam’ın, daima yeni kalan oyuncularından olmayı başardı. Bir oyuncunun sansür, ekonomik zorluklar, piyasada var olabilme gibi konularla mücadelesini Fikret Hakan’ın oyunculuk serüveninde okumak mümkündür. Eskimeyen Yeşilçamlı Fikret Hakan, Türk Sinemasının çeşitli hallerine tanıklık ederken; sinema, tiyatro, şiir, öykü, roman gibi farklı alanlarda kendini ifade etmeye çalışan bir sinemacının da mücadele öyküsünün öznesi olarak anılmayı hak eden, önemli bir isim olarak adını tarihe yazdırdı.

Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Fikret Hakan 11 Temmuz 2017’de, akciğer kanseri tedavisi gördüğü İstanbul Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.


kaynak : Doç.Dr. Nigâr Pösteki (Eskimeyen Yeşilçam’lı kitabından)

fikret_hakan9   fikret_hakan7   fikret_hakan2fikret_hakan6   fikret_hakan8   fikret_hakan1

Hakkı Haktan

18.11.2010

hakki_haktan1

1919 yılında İstanbul’da doğdu. Sinema oyunculuğuna 1955’te “Sihirli Boru” filminde rol alarak başladı. Çok sayıda filmde karakter oyuncusu oldu. Fotoromanlarda oynadı. Yaşamının bir bölümünde yakalandığı akciğer rahatsızlığı ile mücadele ederken, geçimini sağlamak için Yeşilçam’da çalışmalarını sürdürdü. Hiç bir sosyal güvencesi olmadan meslekdaşları gibi sinema aşkıyla çalışan Hakkı Haktan’a, sinema sanatçılarını sosyal güvenceye kavuşturmak için kurulan Film-San Vakfı kurucularından Ümit Utku sahip çıktı. 1981 yılında vefat etti.

Filmlerinden bazıları, Yalnızlar Rıhtımı, Kırık Plak, Otobüs Yolcuları, Yılanların Öcü, Üç Tekerlekli Bisikler, Susuz Yaz, Suçlular Aramızda, Ah Güzel İstanbul, Yaprak Dökümü, Vesikalı Yarim

Kadir İnanır

18.11.2010

kadir_inanir101

15 nisan 1949’da Ordu’ya bağlı Fatsa ilçesinde dünyaya geldi. Kalabalık ailesinin son çocuğu olan İnanır, sanki oyunculuk yapmak için doğmuştu. Fatsa’daki ilkokul ve ortaokul eğitimi sırasında da bu yeteneğini çeşitli okul gösterilerinde sergiledi. İnanır, yatılı olarak okuduğu İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nin ardından Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirir.
1967 yılında Saklambaç Gazetesi’nin Fotoroman Kralı yarışmasında birincilik ödülü alan, ardından çeşitli foto-romanlarda oynayan İnanır, buradan da sinemaya geçiş yaptı. İlk filmi olan Son Yedi Adım Sonra’da yer aldıktan kısa bir süre sonra, başrollerde oynamaya başladı. Toplam 182 sinema filminde ve 7 televizyon dizisinde rol alan İnanır’ın en uzun soluklu dizisi Marziye adlı yapım oldu.

5. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde Utanç (1973) adlı filmle En İyi Erkek Oyuncu seçilen Kadir İnanır, başrollerini Fatma Girik, Serpil Çakmaklı, Nur Sürer, Erdal Özyağcılar ile paylaştığı 1985 yapımı Yılanların Öcü adlı Şerif Gören filmiyle ise 23. Antalya Film Şenliği’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülününün sahibi oldu. Kadir İnanır, 1990’da Med Cezir Manzaraları adlı film ile 3. Ankara Film Şenliği’nde de En İyi Erkek Oyuncu dalında ödülün sahibi oldu.

Son dönem Türk sinemasında 2000 yapımı Komser Şekspir adlı Sinan Çetin filminde yeralan ünlü oyuncu, 24 yıl aradan sonra 2003 yılında Gönderilmemiş Mektuplar adlı filmde Türkan Şoray’la yeniden biraraya geldi. Uzun yıllar birbirine yakıştırılan ikili, bu filmle de büyük ilgi topladı.

Kadir İnanır son olarak, Memduh Ün ve Tunç Başaran’ın yönettiği, Fatma Girik ile birlikte başrollerini paylaştığı, 2005 yapımı Sinema Bir Mucizedir adlı yapımda oynadı.

Sosyoloji, ekonomi ve siyasetle de ilgilen ve hiç evlenmeyen Kadir İnanır’ın, kurbağa (göden) koleksiyonu bulunuyor.

Bazıları onu hep çatık kaşlı, maço, inatçı ve sert yakıştırmalarla anar, öyle kabullenir. Oysa Kadir’in herkese göstermediği ama görmesini bilenlere hissettirdiği çok önemli özellikleri vardır. Onu çok iyi tanıyanlara göre, bütün bunlar çocuk yüreğini korumak içindir. Ve o, Anadolu’dan İstanbul’a geldiği gün kadar saf ve temiz kalmayı başarmış kentli bir Köroğlu’dur.

kadir_inanir8   kadir_inanir11   kadir_inanir3kadir_inanir7   kadir_inanir6   kadir_inanir12

Nurhan Nur

17.11.2010

nurhan_nur4

1930 yılında Elazığ’da doğan oyuncunun geçek adı Nur Gençsüer’dir.
Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nden mezun olan Nurhan Nur, 1950 ‘de
bir kumarbazın hayatını anlatan Nam-ı Diğer Parmaksız Salih filmiyle sinemaya geçti. Sinema oyunculuğunun yanı sıra bazı filmlerin kostümlerini çizdi.
1961’de “Dolandırıcılar Şahı” filmindeki rolüyle İzmir Fuar Festivali’nde ödül kazandı.
1964-69 yıllarında Salih Güney, Tuncel Kurtiz, Muzaffer Tema, Gülbin Eray gibi oyuncularla Gen-Ar Tiyatrosu’nda “Kaplan”, “Aşk Zinciri” gibi oyunlarda oynadı.
Bir dönem, yönetmen Atıf Yılmaz ile evlenip ayrıldı. Oyunculuk gücü yüksek ve soylu bir güzelliğe sahip olan Nurhan Nur, Türk sinemasında ses getiren Yılanların Öcü, Selvi Boylum Al Yazmalım, Susuz Yaz, Yaprak Dökümü, Maden gibi çok önemli filmlerde oynadı.
Oyuncu, 26 Mart 2017 ‘de aramızdan ayrılmıştır.


nurhan_nur6 nurhan_nur3 nurhan_nur11
nurhan_nur5nurhan_nur5nurhan_nur4

Savaş Yurttaş

17.11.2010

savasyurttas

1944 yılında Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde doğdu. Tiyatroya, üniversite yıllarında İstanbul Üniversitesi Gençlik Tiyatrosu’nda, Sermet Çağan’ın “Ayak Bacak Fabrikası” adlı oyunu ile başlayan sanatçı, daha sonra Ulvi Uras Tiyatrosu, Türk Öğretmenler Sendikası Tiyatrosu, Ankara Halk Oyuncuları, Ankara Sanat Tiyatrosu, Ankara Birlik Tiyatrosu ve Ankara Ekin Tiyatrosu’nda çalıştı.
Ankara Halk Oyuncuları Tiyatrosu’nda “Devri Süleyman”, “141. Basamak” ve “Teneke”, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda “Durant Bulvarı”, “403. Kilometre”, “Heykel” adlı oyunlardaki rolleriyle tiyatro dünyası izleyicilerinde önemli izler bıraktı.
“5 Dakika”, “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Yazlıkçılar” ve “Oğlum Adam Olacak” adlı dizilerde rol aldı.
Bunların dışında Türk sinemasında ses getiren filmlerde de oynadı: Sürü, Yılanların Öcü, 72. Koğuş, Sarı Mersedes bunlardan bazılarıdır.
1981 yılında sinema yazarlarının “En iyi yardımcı oyuncu ödülü” nü alan oyuncu, en son 2001’de Şellale adlı filmde rol aldı.

Tiyatro ve Sinemanın emektari…
TRT nin “5 Dakika” programında “Kavruk Hasan” rolündeki unutulmaz oyuncusu…
“Yılanların Öcü” filminde enfes bir oyunculuk ortaya koyan üstadı..
“Yasar Ne Yasar Ne Yasamaz” Tiyatro oyununun üstün performanslı insanı…
Daha nice tv..tiyatro..sinema yapımı ile unutulmayacak oyuncusu..

Savaş Yurttaş 8 Nisan 2002’de Ankara’da sevenlerinden ayrılmıştır.

savas_yurttas4   savas_yurttas3   savas_yurttas5