Arama:

Etiket Bulutu







‘yılmaz atadeniz’

İrfan Atasoy

18.11.2010

irfan_atasoy5

Killing serisi filmlerle adını duyurmadan önce İstanbul da film işletmeciliği yapıyordu. 1967 yılında İnce Cumali adlı filmle oyunculuğa başladı. Bu filmde Adana’dan çocukluk arkadaşı olan Yılmaz Güney’le beraber yer aldı.
Film, Antalya Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında 4 Altın Portakal Ödülü aldı. Aynı yıl, Yeşilçam ın yönetmenlerinden Yılmaz ATADENİZ, sinemada farklı konulara değinmek için kendisine ilham aradığı bir sırada, bir akşam vapurla evine dönerken okuduğu gazetedeki bir foto roman gözüne ilişti.
Tepeden tırnağa, iskelet kostümüne bürünmüş bir anti kahraman olan İtalyan menşeili Killing in foto romanıydı bu. Oyuncu olmak isteyen İrfan ATASOY, gerekli mali desteği Yılmaz ATADENİZ e vermekte gecikmedi. Zira ATADENİZ, yönetmenliğin yanı sıra yapımcı da olmak istiyordu. Anlaşma sağlanınca filmin baş rolü İrfan ATASOY a verildi ve böylece Türk sineması değerli bir sanatçı daha kazanmış oluyordu.
İlk çevrilen film, Killing İstanbul da adını taşıyordu, bu filmi Killing Uçan Adam a karşı takip etti. Her iki filmde de İrfan ATASOY hem profesörün oğlu Orhan, hem de Uçan Adam Shazem karakterini canlandırıyordu.
Killing İstanbul da, kökeni yüzyılın başlarındaki Fransız edebiyatının mihenk taşlarından Fantoma serisine dayanan kostümlü ve maskeli anti kahraman türü ile farklı bir geleneği temsil eden ilginç bir çalışmaydı.
Gerek Killing İstanbul da, gerekse Killing Uçan Adama Karşı adlı film muazzam bir gişe başarısı elde ettiler ve Yeşilçamda yoğun bir Killing furyası yaşanmasına neden oldular.
Daha sonraki yıllarda oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı olarak onlarca filme imza atan ve ödüller alan İrfan Atasoy Türkiye’de daha önce yapılmamış olan yabancı ortaklı filmlerin yapımına başladı. Dünyaca ünlü Gordon Mitchell, Richard Harrison, Alicia Leone, Don Backy gibi birçok isimle ortak filmlere imza attı.
Atasoy 1978 yılında ara verdiği sinemaya 2000 yılında Yalnızlar isimli filmle tekrar dönüş yaptı.
Halihazırda, İstanbul da Atlas Sinemalarının işletmeciliğini yapan ve İrfan Film in de sahibi olan Türk Sineması’nın bu değerli aktörü, senarist ve yapımcısı son olarak Adana 12 nci Altın Koza Film, Kültür ve Sanat Festivali nde Türk Sinemasına yıllarını veren Ekrem BORA, Hülya KOÇYİĞİT, Sevda FERDAĞ ve Yılmaz KÖKSAL ile birlikte “YAŞAM BOYU ONUR ÖDÜLÜ” aldı.

irfan_atasoy2   irfan_atasoy41   irfan_atasoy5irfan_atasoy10   irfan_atasoy91   irfan_atasoy6

Yıldırım Gencer

16.11.2010

yildirim_gencer6

1936 yılında Adapazarı’nın Akyazı Kuzuluk Beldesinde dünyaya gelen Gencer Yıldırımgeç (Yıldırım Gencer), İlkokulu Akyazı da, ortaokuluda Beyoğlu Galatasaray Lisesi’nin orta kısmında okur. Köklü bir aileye mensup olan Gencer’in babası, Kafkasya’dan Abazha kökenli bir aileden gelme Ziya Bey’dir. Ailesiyle birlikte yazları Kuzuluktaki çiftlik evlerinde, kışları da İstanbul’daki kışlık dairelerinde kalırlar. Galatasaray Lisesi Orta kısmından mezun olduktan sonra, bir süre ticaretle uğraşır. Kuzuluk Maden Suları ve kaplıcalarının da sahibi olan babasının rızası ile tek başına ticarete atılan Yıldırım Gencer, aile çevresinden bir kızla evlendirilir.

Genç, yakışıklı, kültürlü bir delikanlı olan Gencer Yıldırımgeç’in hayatı, bir filmin gala gecesinde değişecektir. Akrabalarından olan Yönetmen Faruk Kenç’in yönettiği “Ölmeyen Aşk”ın görkemli gala gecesinde, Kenç tarafından sanatçılarla tanıştırılır. Bunlar arasında şair, oyuncu ve yönetmen olan M.Orhon Arıburnu ile arkadaşlığın dostluğun temelini atarlar. Daha çok içiçe olur sinema ile. Çevresinde oluşan bazı sanatçılar ve M. Orhon Arıburnu, dönemin jön’leri kadar yakışıklı olan Gencer Yıldırımgeç’i bir film çekmeye ikna ederler. 1962 yılında 26 yaşında genç bir delikanlı olan Gencer, Arıburnu ile ortak bir film yapmaya karar verir. Filmin ismi “El Alem Ne Der”. Dönemin ünlü vamp yıldızı Muzaffer Nebioğlu ile başrolü paylaşırlar. Film vizyona girdiğinde ses getirir, gişe yapar. Yıldırım Gencer olarak afişlere yazılan genç delikanlı, seyircinin gönlünde iyi bir oyuncu olarak yer alır.

Sadece bir film için sinemaya giren Yıldırım Gencer, ortaya koyduğu oyun gücü, mert ve dürüst kişiliği ile diğer yönetmenlerin de dikkatini çekmeyi başarır. Peş peşe film teklifleri almaya başlar. Bu arada ticaret yaptığı firmayı kapatıp, tamamen sinemaya kendini adayan Yıldırım Gencer, 1964 yılında yönetmen Natuk Baytan’ın senaryosunu yazıp yönettiği “Sahildeki Ceset” filminde Tülin Elgin’le başrol oynamış, diğer güçlü oyuncuların yanında sergilediği oyunla dikkatleri iyice üzerine çekmiştir. 1965 Yılında İzmir Film Festivaline katılan “Sahildeki Ceset” filmi, En İyi 2. Film ve En İyi Yönetmen dallarında iki ödül kazanır. Siyah- Beyaz dönemindeki en başarılı filmleri arasında, “Sahildeki Ceset – Affedilmeyen Günah – Koca Tepenin Üç Süvarisi – Kanlı Kale – Efenin İntikamı ve Sinanoğlu”nu sayabiliriz…

Sinema da ilk fantastik filmde jön oynayan yine Yıldırım Gencer olmuştu. Fantastik filmlerin unutulmaz yönetmeni Yılmaz Atadeniz, Yıldırım Gencer’le peş peşe çektiği Killing filmleri ile Yeşilçam da yeni bir moda rüzgarı estirir. İrfan Atasoy’la beraber “Uçan adam Killink’e karşı” filminde oynar. Yönetmen Yılmaz Atadeniz’in çektiği bu film, İrfan Atasoy’un Film Şirketi İrfan Film adına çekilir. Sinemalarda gişe rekorları kırar, seyirciden büyük beğeni kazanır. “Uçan Adam Killig’e Karşı” filminden sonra Yıldırım Gencer “A” kategorisi Filmlerde ikinci jön, “B” kategorisinde ise başrolde oynar. Zamanla salon filmlerinin kötü adamı, mafya lideri vs. gibi karakter rollerinin aranan tek adamı haline gelir.

Türk sinemasındaki jönlerin hepsi ile beraber filmler çevirmiştir. Oksal Pekmezoğlu’nun yönettiği “Son Kurban” filminde Göksel Arsoy, Figen Say ve Sevinç Pekin’le birlikte, İzzet Günay ve Birsen Menekşeli ile “Yumrukların Kanunu” adlı avantür filmde, Fikret Hakan’la “Korkusuz Adam ve yine Fikret Hakan ve Fatma Girik’le “Kafkas Kartalı”nı çevirir.

Tek başına jön oynarken, çift jönlü filmlerde ikinci jön oynamayı kabul eden Yıldırım Gercer’in şansı açılmış, peş peşe kaliteli filmlerde oynar duruma gelmiştir. “Gazi Kadın Nene Hatun” filminde Türkan Şoray ve Kadir İnanır’la birlikte başrolleri paylaşan Yıldırım Gencer, Osman F. Seden’in sinemaya uyguladığı “Hatasız Kul Olmaz” adlı müzikal avantür eserde Orhan Gencebay ve Fatma Girik’le, yönetmen Tunç Başaranın sinemaya uyguladığı “Büyük Kin”de Ayhan Işık ve Funda Postacı ile başrolleri paylaşır. Yılmaz Güney’le pek çok filmde beraber oynayan Gencer, bunlardan Canlı Hedef ve Kovboy Ali de büyük başarı göstermiştir.

Cüneyt Arkın’la tarihi filmlerde karşılıklı çarpışan ve düşman prenslerini oynadığı için hep yenilgiye uğrayan Yıldırım Gencer, Kadir İnanır’lı filmlerde mafya babasını, Orhan Gencebay’la da kötü adamı oynamıştır. Dram-Avantür filmlerle sinemaya geçen Yıldırım Gencer, fantastik filmlerle şöhrete ulaşmış, bunu kovboy filmleri, efe filmleri, tarihi filmler derken araya diziler girmiştir.

Sinemanın krize girdiği, erotik filmlerin çekildiği yıllarda sanatçı yeniden ticarete atılmış, o dönemlerde aklı başında birkaç avantür ve tarihi film çekilebilmişti. Yarın Artık Bugündür, Küçük Ağa, Süreyya gibi TRT yapımlarında da rol alan Yıldırım Gencer son zamanlarında kardeşinin Kuzuluk’taki evinde yaşamaktaydı.
Sanatçı, 17.Ocak 2005 de 69 yaşında aramızdan ayrılmıştır.

Yunus Yılmaz
sinematürk.com


yildirim_gencer1   yildirim_gencer8   yildirim_gencer9yildirim_gencer13   yildirim_gencer18   yildirim_gencer4