Arama:

Etiket Bulutu







‘yılmaz güney’

Abdurrahman Palay

10.12.2010

abdurrahman_palay1

1 Mayıs 1923 yılında İstanbul’da doğan sanatçı orta öğrenimini Pertevniyal Lisesini bitirdi. Memurluk ve futbolculuktan sonra amatör olarak ilgilendiği sanat hayatına, 1951 yılında Saat 6 Tiyatrosu`nda profesyonel olarak başladı. 1952’de Mahmut Moralı’nın desteği ve davetiyle Şehir Tiyatrolarında çalışmaya başladı. Ekrem Reşit Rey’in davetiyle İstanbul Radyosu Temsil (tiyatro) Kolu`nda görev yaptı.
Bir dönem Oraloğlu Tiyatrosu’nda çalışan sanatçı, 1952 yılında “Kahpenin Kızı” isimli filmde oyuncu olarak sinemaya girdi. Daha sonra “Deli”, “Bu Kadın Benimdir”, “Affet Beni Allahım” ve “Beklenen Şarkı” gibi filmlerde oyuncu olarak devam etti. “Babaların Günahı” 1955 yılında yönettiği ilk filmidir.
1964’te kendi adına bir tiyatro topluluğu kuran Abdurrahman Palay, daha sonra Arena Tiyatrosu’nda rol aldı. Senaryo yazarlığı, film yönetmenliği, sinema oyunculuğu, seslendirme yapan sanatçınin önemli filmleri arasında Acı Türkü, Adalardan Bir Yaz Gelir Bizlere, Bir Aşk Türküsü, Erkek Fatma, Çalıkuşu, Garipler Sokağı, Keşanlı ve Zehirli Kuşak yer alıyor.
Sanatçının rol aldığı tiyatro oyunlarından bazıları ise Fırtına, Othello, Baba Parası, Yarış Bitti.
Abdurrahman Palay, Yılmaz Güney, Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Orhan Gencebay, Göksel Arsoy, Ümit Besen gibi birçok sanatçıyı seslendirmiş, seslendirme yönetmenliği yapmıştır.
Sanatçı; kendine has telaffuzuyla Türk sineması’na n’ayır, n’olamaz, n’Alev gibi sözcükleri kazandırmış olmasıyla ünlüdür.
Değerli sinema, tiyatrocu ve seslendirme sanatçısı Abdurrahman Palay geçirdiği ani rahatsızlık sonucu 14 Nisan 2002 tarihinde vefat etmiştir.

abdurrahman_palay11 abdurrahman_palay3 abdurrahman_palay13abdurrahman_palay41 abdurrahman_palay5 abdurrahman_palay8

Aytaç Arman

18.11.2010

aytac_arman2

Asıl adı Veysel İnce olan sanatçı 22 Haziran 1949 Adana’da doğmuştur.
1971 yılında Ses dergisinin açtığı yarışma ile sanat hayatına başlayan Arman’ın ilk filmi yine aynı yil Yılmaz Güney’in çektiği “Baba” oldu.
1973 yılında Süreyya Duru’un yönettiği “Bedrana” filmi ile yıldızı parladı.
Daha sonra oynadığı sosyal içerikli filmlerle dikkati çekti.
Sayıca az ama nitelikli filmlerde oynayarak sinemada kendisine haklı bir yer edinen Aytaç Arman’ın önemli filmleri arasında Düşman (Zeki Ökten), Bedrana (Süreyya Duru), Biri ve Diğerleri (Tunç Başaran), Av Zamanı (Erden Kıral) ve Gece Yolculuğu (Ömer Kavur) yer alıyor.
Yeşilçam’ın entelektüel sinemacılarından Ömer Kavur’un vazgeçemediği oyunculardan birisi oldu. 70’lerde başlayan sinema yolculuğu şimdi TV dizileriyle devam ediyor.
Ödülleri;
25. Antalya Film Şenliği – 1988, En İyi Erkek Oyuncu, Gece Yolculuğu
40. Antalya Film Şenliği – 2003, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Gönderilmemiş Mektuplar
25. Siyad Türk Sineması Ödülleri – 2003, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Gönderilmemiş Mektuplar
Antalya Altın Portakal Onur Ödülü – 2006

aytac_arman11   aytac_arman3   aytac_arman6aytac_arman   aytac_arman7   aytac_arman41

Çetin Başaran

18.11.2010

cetin_basaran4

Bir zamanların Türkiye vücut geliştirme şampiyonu olan Çetin Başaran, Yeşilçam’ın unutulmaz aktörlerinden ve Türk sinemasına yıllarını vermiş emektar oyuncularından biridir. 1940 Mudanya doğumlu olan sanatçı, İlkokulu bitirdikten sonra İstanbul’a gelir.

Çetin Başaran, Yeşilçam’la tanışmasının öyküsü şöyle anlatıyor;
“13 yaşında Eminönü’nde işportacılık yapıyordum. O zaman zabıtalar olmadığı için polisler tezgahlarımızı kaldırıyordu. Beni de bir türlü yakalayamıyorlardı. Bir ay peşime düştüler ama yine başarılı olamadılar. Çok kızıp teşkilat kurmuşlar. O zamanlar tanesi beş liraya jarse gömlek satıyordum. Polisleri görünce koşmaya başladım, bu sefer hazırlıklı oldukları için beni iki koldan sardılar. Korku içinde Galata Köprüsü’nden aşağıya attım kendimi, bir buğday motorunun içine düştüm. Rastlantıya bakın, yönetmen Osman Seden oradan geçiyormuş, benim cesaretime hayran kalıp arkadaşlara kartını bırakmış. Önce önemsemedim. Daha sonra ekonomik sıkıntılar başlayınca, kapısını çaldım.”

İlk filmi Sadri Alışık’la oynadığı İftira’ydı daha sonra Ayhan Işık, Eşref Kolçak, Yılmaz Güney, Ekrem Bora, Fikret Hakan la birçok filmde oynadı. Tarzan filminde ise başrol oynadı.
Oyuncu bu film ile ilgili anısını şöyle anlatıyor;
“O zamanlar yokluk içindeydik. Bizim çalıştığımız firmalar ikinci, üçüncü sınıf firmalardı. Firma sirke para verip fil’i kiralayamadı. Ben gittim sirk’e bakıcı ile güzel bir diyalog kurdum adam sağ olsun bana filleri, maymunları verdi. Bunu yapmakla da üzerine büyük bir risk aldı. Eğer ki çekimlerde bu hayvanlara bir şey olsaydı yanmıştı bu arkadaş. Buna benzer türlü imkansızlıklarla Tarzan filmini çektik. Bu filmin devamını getiremedik. Fil yok, maymun yok, para yok. Şimdi stüdyoda da bu hayvanları ayarlayabiliyorsunuz.”

Genelde kötü adamı oynayan sanatçı, bu rolleri nedeniyle sokakta ne gibi olaylarla karşılaştığı sorulduğunda ilginç bir anısı anlatmış.
“Rahmetli Yılmaz Güney ile ‘Yabancı Düşman’ adlı bir filmde oynuyoruz. Filmde Yılmaz Güney’in annesi Aliye Rona. Ben de bu filmde kötü adamı oynuyorum. Annesine tarlada tecavüz edip öldürüyorum. Filmin galasını yapmaya gittik Adana’ya. Film başladı benim sahne geldi. Sinemanın içinde küfürlerin bini bir para… Yılmaz güney, Erol Taş, ben locada oturuyoruz. Sinemanın içinde peş peşe 4-5 el silah sesleri duyuldu. Makinist ışıkları yaktı filmi durdurdu. Beyaz perde de 5 tane kurşun deliği. Adam beyaz perdedeki beni vurmuş. Rahmetli Yılmaz Güney, Adana şivesi ile konuşurdu.. “Ağam şöyle geri gel, bu seni görmesin buraya da ateş eder” dedi, beni geri çekti. Adam gözümüzün önünde beyaz perdeden beni vurdu. Bu olayı gazeteler bile yazdı. Gazeteler – Türk sinemasının kötü adamı Tarzan Çetin’i dün akşam beyaz perdede vurdular- diye başlık atmıştı.”

cetin_basaran   cetin_basaran31   cetin_basaran23

Danyal Topatan

18.11.2010

danyal_topatan6
200’e yakın filmde rol alan Topatan, 1915 yılında Mersin’de doğar. Fakir bir ailenin çocuğudur. Çocukluğu yoksulluk içinde geçer. Bir çok işte çalışır. Gençlik yıllarında Mersin’de tiyatro da yapan Topatan’ın yolu İstanbul’a, Yeşilçam’a düşer ve filmlerde set işçisi olarak çalışmaya başlar. Setlerde işçilikten dekoratörlüğe kadar bir çok işte çalışır.
Üst üste gelen oyunculuk teklifleri karşısında set amirliği görevini sonlandırarak oyunculuğa geçer.
Sinemaya geçişi 1953 yılında Drakula İstanbul’da filmiyle olmuştur. Tehlikeli sahneleri ustalıkla yapan Topatan, dönemin jönlerine dublörlük yapar. Yeteneği fark edilir ve kısa sürede usta bir karakter oyuncusu olur.
Asıl adı Ahmet Danyal Bayri’dir. Suat Yalaz’ın yazıp yönettiği “Karaoğlan” filmlerinin Dokuz Canlı Camoka’sı 60’lı yılların sonunda “film icabı” yaptığı bütün kötülüklere rağmen hepimizi etkilemişti.
Kendisi çoğu filmde kötü karakterleri canlandırmış ve Türk halkı onu öyle benimsemiş ve sevmiştir.
İyi rolde olduğu filmlerde vardır. Örneğin; Yılmaz Güney’in Seyyit Han filminde iyi rolde karşımıza çıkar.
Ayrıca kendisi 1964 ylılında çekilen Peter Ustinov, Melina Mercouri ve Maximilian Schell gibi yıldızların oynadığı ülkemizde çekilen ünlü soygun filmi Topkapı’da ufak bir rolü vardır.
Sinemadan iyi para kazandığı dönemler de olur.
Her ne kadar çok filmde oynamış olsa da o dönemler kazanılan parayla anca geçiniliyordu. Yaşamının son günlerinde bu parasızlık iyice hissedildi.Evli olmayan Danyal Topatan 26 Eylül 1975 tarihinde 59 yaşındayken bir otel odasında hayata gözlerini yumdu.

danyal_topatan11   danyal_topatan52   danyal_topatan8danyal_topatan31   danyal_topatan12   danyal_topatan2  

Halil Ergün

18.11.2010

halil_ergun2

1946’da İznik’te doğan sanatçı, ilk ve ortaokulu İznik’te okudu. Haydarpaşa Lisesinden sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Yüksek Basın Yayın Okulu’ndan mezun oldu. Bursa Halk Eğitim Merkezi, Oda Tiyatrosu, Ankara Deneme Sahnesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi tiyatro kulübünde sahneye çıktı. 1968’de Halk Oyuncuları’na girdi. Halk oyuncularında ‘Teneke’ adlı oyunla profesyonel oldu. Vasıf Öngören, Mustafa Alabora, Erdoğan Akduman ile ‘Ankara Birlik Sahnesi’ni kurdu. 1974 yılında Yılmaz Güney”in senaryosu olan ‘İzin’ filmiyle sinemaya başladı.
Halil Ergün 40 yıldır sanatın içinde . Gençlik yıllarında (60’lı yıllar) tiyatro ile başladığı sanat yaşamına 1974’ten beri sinemada devam ediyor. Bugünlerde televizyon dizilerinin en aranan oyuncusu ve herkes tarafından tanınmakta, takdir edilmektedir. Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele yükselen başarı çizgisiyle sanat dünyasında değerini kanıtlamış ve sayısız ödüller almıştır. Halil ERGÜN’ün son ödülü bu yıl 44 ‘ncüsü düzenlenen, bu ülkenin en büyük sinema festivali olan Antalya Altın Portakal Sinema Festivali’nde aldığı “Onur Ödülü” dür.

Ödülleri;
1990 Ankara Uluslararası Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Film Bitti
1995 Adana Altın Koza Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Böcek
1995 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Böcek
1996 Sinema Yazarları Derneği Türk Sineması Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Böcek
1997 Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği En İyi Oyuncu Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Mum Kokulu Kadınlar
1997 Orhon Murat Arıburnu Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Mum Kokulu Kadınlar
2007 Antalya Altın Portakal Film Festivali, Yaşam Boyu Onur Ödülü

halil_ergun1   halil_ergun3   halil_ergun5halil_ergun11   halil_ergun8   halil_ergun6

İrfan Atasoy

18.11.2010

irfan_atasoy5

Killing serisi filmlerle adını duyurmadan önce İstanbul da film işletmeciliği yapıyordu. 1967 yılında İnce Cumali adlı filmle oyunculuğa başladı. Bu filmde Adana’dan çocukluk arkadaşı olan Yılmaz Güney’le beraber yer aldı.
Film, Antalya Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında 4 Altın Portakal Ödülü aldı. Aynı yıl, Yeşilçam ın yönetmenlerinden Yılmaz ATADENİZ, sinemada farklı konulara değinmek için kendisine ilham aradığı bir sırada, bir akşam vapurla evine dönerken okuduğu gazetedeki bir foto roman gözüne ilişti.
Tepeden tırnağa, iskelet kostümüne bürünmüş bir anti kahraman olan İtalyan menşeili Killing in foto romanıydı bu. Oyuncu olmak isteyen İrfan ATASOY, gerekli mali desteği Yılmaz ATADENİZ e vermekte gecikmedi. Zira ATADENİZ, yönetmenliğin yanı sıra yapımcı da olmak istiyordu. Anlaşma sağlanınca filmin baş rolü İrfan ATASOY a verildi ve böylece Türk sineması değerli bir sanatçı daha kazanmış oluyordu.
İlk çevrilen film, Killing İstanbul da adını taşıyordu, bu filmi Killing Uçan Adam a karşı takip etti. Her iki filmde de İrfan ATASOY hem profesörün oğlu Orhan, hem de Uçan Adam Shazem karakterini canlandırıyordu.
Killing İstanbul da, kökeni yüzyılın başlarındaki Fransız edebiyatının mihenk taşlarından Fantoma serisine dayanan kostümlü ve maskeli anti kahraman türü ile farklı bir geleneği temsil eden ilginç bir çalışmaydı.
Gerek Killing İstanbul da, gerekse Killing Uçan Adama Karşı adlı film muazzam bir gişe başarısı elde ettiler ve Yeşilçamda yoğun bir Killing furyası yaşanmasına neden oldular.
Daha sonraki yıllarda oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı olarak onlarca filme imza atan ve ödüller alan İrfan Atasoy Türkiye’de daha önce yapılmamış olan yabancı ortaklı filmlerin yapımına başladı. Dünyaca ünlü Gordon Mitchell, Richard Harrison, Alicia Leone, Don Backy gibi birçok isimle ortak filmlere imza attı.
Atasoy 1978 yılında ara verdiği sinemaya 2000 yılında Yalnızlar isimli filmle tekrar dönüş yaptı.
Halihazırda, İstanbul da Atlas Sinemalarının işletmeciliğini yapan ve İrfan Film in de sahibi olan Türk Sineması’nın bu değerli aktörü, senarist ve yapımcısı son olarak Adana 12 nci Altın Koza Film, Kültür ve Sanat Festivali nde Türk Sinemasına yıllarını veren Ekrem BORA, Hülya KOÇYİĞİT, Sevda FERDAĞ ve Yılmaz KÖKSAL ile birlikte “YAŞAM BOYU ONUR ÖDÜLÜ” aldı.

irfan_atasoy2   irfan_atasoy41   irfan_atasoy5irfan_atasoy10   irfan_atasoy91   irfan_atasoy6

Nebahat Çehre

17.11.2010

nebahat_cehre4

15 Mart 1944 ‘de Samsun ‘da doğan sanatçı, babasını küçük yaşta kaybetmiş.
Samsun’dan İstanbul’a geldiklerinde 5 yaşında olan sanatçı, 15 yaşındayken “Türkiye güzeli” seçildi. Fotomodellik ve mankenlik yaparken gelen teklifler üzerine 1961’de Yaban Gülüm filmi ile ilk sinema deneyimini yaşadı. Asıl tanınmasını sağlayan, 1962’de ödül de aldığı Metin Erksan’ın Acı Hayat filmi oldu.

1964 yılında Yılmaz Güney’le tanışarak Kamalı Zeybek filmde rol aldı.
30 Ocak 1967 tarihinde Yılmaz Güney’le evlendi. Fakat fazla uzun sürmedi. İlişkileri yıprandı ve ayrılma kararı aldılar. Bir süre film çeviremeyen oyuncu Zeki Müren ‘nin de katkılarıya şansını sahnede deneme kararı aldı. En iyi hocalarden dersler alarak 1970-1976 yılları arasında ikinci evliliğini yapana dek şarkı söyledi. İkinci evliği de uzun sürmedi ve 1979’da ayrılarak yeniden sahnelere döndü. 1991 yılında itibaren sinema ve televizyon projeleri içinde olmaya başladı.
Selim İleri’nin “Yedikuleli Mihriban” adlı dizisi, beyazperdenin ardından TV dizileri dönemini başlatıp, 2004 yılında, kuvvetli bir kadın karakterini canlandırdığı “Haziran Gecesi” ise tekrar tanınmasını sağladı. Son olarak Aşk-ı Memnu dizisinin ‘Firdevs Hanım’ı, ünlü oyuncu Nebahat Çehre’yi yeni jenerasyonla tanıştırdı.

nebahat_cehre9   nebahat_cehre7   nebahat_cehre8nebahat_cehre2   nebahat_cehre5   nebahat_cehre13

Nilüfer Aydan

17.11.2010

nilufer_aydan1

29 Ocak 1940 İstanbul doğumlu oyuncu, Taksim İlkokulu’nun ardından öğrenimine Kadıköy Kız Ortaokulu’nda devam etmiş, maddi zorluklar nedeniyle okulu bitirememişti. 15 yaşındayken Yılmaz Duru’yla tanıştı. Duru, Eşref Kolçak’la birlikte “Ses” operetinde dansörlük yapıyordu. Birlikte Taksim Bahçesi’nde sahneye çıktılar. Seyirci onları çok sevdi, çok tutuldular. Bir dans çifti olarak Amerika’ya gidip döndükten sonra, sahneler yerini setlere bırakacak ve sinemanın kapıları Nilüfer Aydan’a açılacaktı.

1957’de Zeki Müren’in Altın Kafes filmiyle sinemaya başladıktan sonra Bir Dilim Ekmek, Yörük Efe, Şehvet Uçurumu gibi filmler ardı ardına geldi. Bunları 1961 yılında İki Aşk Arasında ve hemen ardından onu şöhrete bir adım daha yaklaştıracak olan, Halit Refiğ’in Seviştiğimiz Günler’i geldi. Aynı yıl Yasak Aşk’ta başroldeydi.

1962’de Halit Refiğ’in çektiği, Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri kabul edilen, Karaelmas kenti Zonguldak’taki bir maden ocağındaki, İngiltere’de eğitimini tamamlayıp memleketine dönen maden mühendisi Aydın’ın sömürü düzeniyle verdiği mücadele öyküsünü anlatan Şehirdeki Yabancı’sında Gönül rolündeydi.

Atıf Yılmaz’ın Yarın Bizimdir, 1963 tarihli Şafak Bekçileri, Öztürk Serengil’li bir güldürü olan Cüppeli Gelin, Güzeller Kumsalı ve Cüneyt Arkın’lı Yalnız Değiliz, Aydan’ın 60’ların ortalarına kadar rol aldığı filmlerden bazılarıydı. Bu filmleri, 1964’te İstanbul’un Kızları ve bir yıl sonra da, en iyi dönem filmlerinden biri kabul edilen Haremde Dört Kadın izledi. Silahların Kanunu, Silahlara Veda ve Çirkin Kral filmlerinde ise rol arkadaşı Yılmaz Güney’di.

70’lerin başında Yeşilçam’daki erotik filmleri furyasıyla, pek çok kadın oyuncu gibi Nilüfer Aydan da sinemadan gönülsüzce uzaklaştı. Nilüfer Aydan’ın sinemaya dönüş filmi, 1983 yapımı ve Recep ve Zehra ve Ayşe oldu. Sinan Çetin’in 14 Numara’sı ardından Mağrur Kadın geldi. 1986’da Erdoğan Tokatlı’nın Suçumuz İnsan Olmak filminde Kadir İnanır’la birlikte rol aldı. 1993 yılında SİYAD’ın ‘en iyi beş film’ listesine giren Sinan Çetin imzalı Berlin in Berlin ve Kolera Sokağı sakinlerinin ‘kaderini’ anlatan Ağır Roman’da da unutulmaz oyunculuğuyla Nilüfer Aydan vardı.

Küçük yaşlarından beri dans eden Nilüfer Aydan’ı belki de ilk kez dansıyla izlediğimiz 2004 tarihli Eğreti Gelin (A. Yılmaz), oyuncunun en göz doldurduğu filmlerinden biridir.

Başrolden karakter oyunculuğuna pek çok filmde rol alan, sinema tutkusunu hiç yitirmeyen oyuncumuz halen aktif olarak oyunculuk yapmaktadır.

nilufer_aydan8   nilufer_aydan9   nilufer_aydan5nilufer_aydan3   nilufer_aydan12   nilufer_aydan11

Tijen Par

16.11.2010

tijen_par4

16 Kasım 1936 tarihinde Edirne’ de doğmuştur. İlk rolünü Haldun Taner’in “Dışarıdakiler” adlı radyo piyesinde oynamış. Kartal Tibet, Müşfik Kenter, Yıldız Kenter gibi isimlerle Ankara Devlet Konservatuar’ından mezun olan Par, birçok tiyatro oyununda rol almasına rağmen, asıl olarak seslendirme sanatını kendisine meslek edinmiş. Örneğin, Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Türkan Şoray’ı Tijen Par seslendirmiştir.

Tijen Par, Muhsin Ertuğrul’un seçtiği kadro içinde yer almış, Çöl Faresi, Kibarlık Budalası, Othello gibi önemli oyunlarda sahneye çıkmış , Devlet Tiyatroları ve Gen-Ar Tiyatrolarında görev yapmış.. Fakat bizim onunla asıl tanışıklığımız On Korkusuz Adam, Kasımpaşalı Recep gibi filmlerde Yılmaz Güney’le birlikte kamera önüne geçmesiyle başlıyor.

Yönetmenlik denemesinde de bulunan Par, uzun süre seslendirme sanatçılığı yapmış olup, halen Yeditepe Üniversitesi’nin Tiyatro Bölümü’nde temel oyunculuk ve diksiyon dersleri veriyor..

tijen_par2   tijen_par1   tijen_par3tijen_par5   tijen_par10   tijen_par6

Tuncel Kurtiz

16.11.2010

tuncel_kurtiz10

1 Şubat 1936 tarihinde İzmit doğdu. Haydarpaşa Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde okudu. 1959 yılında Dormen Tiyatrosu’nda tiyatroculuğa başlayan sanatçı, sinemaya üniversite yıllarında tanıştığı Yılmaz Güney’in teşvikiyle girdi. Yeşilçam’ın altın dönemini yaşadığı 60’lı yıllarda peş peşe onlarca filmde oynayan Kurtiz, 70’li yıllarda, sosyal içerikli filmlerde rol aldı. Adını her andığında, gözlerinin dolmasına neden olan yakın dostu Yılmaz Güney ile hep yan yanaydı. Orhan Kemal’in eserinden senaryolaştırdığı ve yapımcısı olduğu “Bereketli Topraklar Üzerinde” filmi yasak nedeniyle kaçırıldığı yurtdışından 28 yıl sonra getirilip gösterime girebildi.
Kurtiz, oynadığı 70 filmle çok sayıda “En İyi Yardımcı Oyuncu” ödülü aldı. Yılmaz Güney’in Umut, Sürü, Duvar gibi unutulmaz filmlerinde vazgeçemediği oyuncu olan Kurtiz, oynadığı karakterle bütünleşerek gerçekçilik hissini en güçlü yansıtan sanatçılardan birisidir.
12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Yılmaz Güney’in ölümüyle memleketine küsüp yurtdışında yaşamaya başladı. İsveç, ABD ve Almanya’da tiyatro kariyerini başarıyla sürdüren, yabancı tiyatro ve sinema projelerinde yer alarak yeteneğini ispatlayan sanatçı Türkiye’ye 90’larda tekrar döndü. Yeşilçam’ın eski solcusu olarak bilinen yapımcı, yönetmen ve oyuncularıyla ilişkilerini sürdürdü.

Şehir hayatını bırakıp kendine memleket bellediği Kaz Dağları eteklerindeki Çamlıbel Köyü’ne yerleşen aktör, 27 Eylül 2013 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.

Kazandığı ödüller: 15. Altın Koza Film Festivali (2008) Usta Oyunucu Ödülü, İtalya Taormina Film Festivali (2008) Sanat Ödülü, Yeşilçam Ödülleri (2008) Yaşamın Kıyısında filmi ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Berlin Film Festivali (1986) Gümüş Ayı ödülü, Altın Portakal Festivali (1994) Bir Aşk Uğruna filmi ile en iyi yardımcı erkek oyuncu, Sadri Alışık Ödülleri (2002) Şellale filmiyle en iyi yardımcı erkek oyuncu…

kaynak : medyafaresi.com

tuncel_kurtiz4   tuncel_kurtiz9   tuncel_kurtiz11tuncel_kurtiz3   tuncel_kurtiz5   tuncel_kurtiz8