Arama:

Etiket Bulutu







‘yuvasız kuşlar’

Macit Flordun

17.11.2010

macit_flordun2

13 Mart 1939 Vidin – Bulgaristan doğumlu aktör, Ankara Devlet Konservatuvarı müzik ve tiyatro bölümü mezunudur.
İlk filmi 1975 yılında oynadığı “Nöri Gantar Ailesi” dir. Tiyatroda da sinemada da usta diye gösterilecek ender sanatçılardan biridir. Her karakteri oynamaya müsait olmasıyla birlikte rollerinin altından kalkmayı da bilmiştir.
Tiyatro oyunculuğu, müzikle uğraşısı ve seslendirmeleri birçok insanı etkilemiştir.
Unutulmaz rolleri; “Nöri Gantar Ailesi” filminde Nuri Kantar’ın üç kağıtçı ortağı Kuşkonmazoğlu, Kemal Sunal ile birlikte oynadığı “Sakar Şakir ” filminde müthiş sarhoş Marmara Kazım tipi, Avanak Aptide Ayşen Gruda’nın menejeri, Yuvasız Kuşlar’da Ferdi Tayfur’un karısını öldüren ancak daha sonra çok iyi dostu olan adam, İyi Aile Çocuğu’nda mafya üyesi rolleri.
“Ben Sana Mecburum” filmindeki İhsan rolü ile 1976 yılında istanbul film festivali’nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü almıştır.
TRT’ nin unutulmaz çocuk programı Oyun Treni’ninde sunuculukta yapan Macit Flordun, 12 Kasım 1996 tarihinde Beyoğlu’nda senaryo çalışması yapmak için kapandığı otel odasında vefat etmiştir.

macit_flordun4   macitflordun1   macit_flordun 

Nubar Terziyan

17.11.2010

nubarterziyan

Asıl ismi Nubar Alyanak’tır. 1909 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Bakırköy Bezezyan Lisesi’nde okuduktan sonra, 1940 yılında Gençler Temaşa Heyeti’nde sanat hayatına başladı. Asıl yapmak istediği sivil polisliktir. Ara sıra dostları arasında Darulbedayi’de oynamak istediğini de ifade eder. Bunun hayalden öte bir şey olmadığını anlayınca baba mesleği olan manifaturacılığa geri döner. Çok geçmez, hayalleri tiyatroda değil ama sinemada gerçekleşir. 1948’de ilk film teklifi gelir ve “Efsuncu Baba” filminde rol alır. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Efsuncu Baba” romanı filme alındığında, Nubar Terziyan bu filmle sinema oyunculuğuna başlar. Hayatı boyunca 400’ün üstünde filmde rol almıştır. 1950 ’li yıllar sinemasının iyi polis, iyi dost, babacan iyi adam rollerini başarıyla oynayan bir isimdir.

Yuvasız Kuşlar filmini hatırlayın. Orada Ömercik’in dedesi Hüsnü’dür Nubar Terziyan. İzleyenlere merhamet ve şefkat çeşmesinden nasıl da doya doya içirir. Sezercik Yavrum Benim filminde tamirci Asım Usta’yı ne de çok severiz Terziyan sayesinde. O, her ne kadar Küçük Ağa dizisinde Doktor Minas, Fırtına Gönüller filminde Dilaver Hoca, Bodrum Hakimi filminde mübaşir Tevfik, Babanın Oğlu filminde iyi patron Haydar beyi başarıyla oynasa da, Mıstık filmindeki suyu altına çeviren dede rolüyle ya da Öksüzler filmindeki Sütçü Rasim tipiyle daha çok kendisine benziyordu. Çünkü o, Türk sinemasının dede-torun rabıtasını en güzel sağlayan aktörüydü.
“İnsan yaşadığı yere benzer” diyen şairi doğrularcasına Türk kültürünün renk ve kokusunu, mimiklerine dek hissettiren bu adam giderek yok olan ihtiyarlık saadetini ve yaşlılık coşkusunu unutanlara yeniden hatırlatmıştır.

Ömrünün sonuna doğru, yaşadıklarının yok olup gitmesine razı olmaz. Yüzündeki sempatiyi kağıda dökmeyi dener. Ortaya “Ne İdim Ne Oldum” isimli bir kitap çıkar. Aslına bakarsanız Nubar Terziyan da geldiği noktayı ne tahmin ediyor ne de umuyordu. Manifaturacılığın dışında hiçbir becerisi olmayan biriyken, yüzlerce filme imza atacağı aklına bile gelmezdi. Tek bir hedefi vardı: Sivil polis olmak. Belki sivil polis olamadı ama “iyi polisi” çok iyi oynadı. Set maceralarından askerlik anılarına kadar her şeyi “Ne İdim Ne Oldum” da anlattı. Hamlet oynamak için nasıl mezarlıktan kurukafa çalmaya kalktığını, kavuncu rolünü oynarken film setinde bir kavuncudan nasıl kavun seçme dersleri aldığını kendine özgü tarzıyla anlatır. Yapıp ettikleriyle, film ve oyunlarıyla nelere sahip olduğunu ve ne kadar kazandığını merak edenler için Nubar Terziyan’ın 1984’te yazdığı şu cümle yeterlidir sanırım:
“Doğduğum memlekette kendimi sizlere sevdirdim. Paradan ziyade sempatinizi kazandım.”

Nubar Terziyan, 14 Ocak 1994 tarihinde İstanbul’da gözlerini hayata yumdu.
Sadece dünyamızın sahici iyi insanları değil, neredeyse kurgusal dünyamızda ve sinemamızda gelecek kuşaklara “işte bu iyidir” diyebilmek için örneklik teşkil edecek insanlar da bir bir tükeniyor. Profesyonel kötü, amatör iyiyi her zaman yaşam setinden ve dünya sahnesinden uzaklaştırıyor. Kalanlara selam olsun!

Kaynak: Genç Gelişim Dergisi

nubar_terziyan6   nubar_terziyan13   nubar_terziyan7nubar_terziyan3   nubar_terziyan   nubar_terziyan9